Bir sar'a geçiriyor insanlık... Korkunç bir kendi kendini didikleyiş, tartaklayış, arayış şehveti içinde müthiş bir sar'a...

Siyonizm trajedisi Siyonizm trajedisi

Bu şehveti, bilhassa tedhiş hareketlerinin başındaki dişiler temsil ediyor. Bunlar ideal eşlerini aynı hareketin erkeklerinde buluyor; erkekler de kızlarda... Zamanenin (Adonis)i, top saçlı favorili, çin bıyıklı, bazen de (Karl Marks) sakallı anarşi aygırları...

Dâva ve aksiyon ahlâkının vecd, fedakârlık, gözükaralık gibi hususiyetlerini Rahmâni yola tam ters, bu şeytâni örneklerde görüyoruz.

Karşılarında hükümetler, mefluç, aileler mezbuh, nizamlar mağlûp, tedbirler mahçup...

Bir iki küçük tecrübeden sonra bu hal bir kere ortaya çıktı mı artık bir daha eskisine döndürülemez.

Mîâdını doldurmuş olan Batı demokrasileri nizamının olanca hastalığını keşfetmekte gayet usta, fakat şifasını getirmekte kargabüken zehrinden gayrı ilacı olmayan komünizma yıllardır hazırladığı bugünkü ruh ihtilâlinin tuttuğunu gördükten sonra, orman yangını gibi kendi kendine yol açıcı bir manzara karşısında ve şimdilik pusuda, sinsi sinsi gülüyor. Ve artık ona ayrıca bir zorlama düşmediğini gayet iyi kavrıyor.

Evet; sebep, Batı nizamının mîâdını doldurduğu ve komünizm ile beraber kendisini D.D.T.den geçirip yeni bir nizam bulma zaruretine düştüğüdür.

Kurtarıcı nizamın aslı ve hakikati, Müslüman geçinen ülkeler için de İslâm’ın aslı ve hakikatidir ama kim okur, kim dinler!..

24 Ekim 1977

Necip Fazıl Kısakürek, Çerçeve 5, s. 180