Bu metin, Hindistan hükümetinin yapay zekâ ve dijital teknolojileri yalnızca ekonomik kalkınmanın bir aracı olarak değil; aynı zamanda “medeniyet devleti” iddiasını güçlendiren bir siyasi anlatının parçası olarak nasıl konumlandırdığını analiz etmektedir. Yazı, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve hükümet çevrelerinin, teknoloji ile kadim kültürel mirası bir araya getirmeye çalışan “tekno-medeniyetçi modernlik” söylemi üzerinden yeni bir hikâye kurma çabasını mercek altına almaktadır.

Yazarlar, Hindistan’ın yapay zekâ yarışındaki konumunu tartışırken aynı zamanda daha geniş bir soruyu gündeme getirmektedir: Teknoloji ve medeniyet vurgusunun birleştiği bu yeni anlatı, Hindistan’ın çoğul kimliklerini kapsayıcı bir çerçeve sunabilecek midir, yoksa bazı kesimleri dışarıda bırakma riskini mi barındırmaktadır?

5 Mart 2026 tarihli bu yazıyı, küresel güç dengelerinin teknoloji ekseninde yeniden şekillendiği bir dönemde sunduğu analitik perspektif ve tartışma değeri sebebiyle ehemmiyetine binaen Türkçeye tercüme ederek okuyucularımıza takdim ediyoruz.

Hindistan Yapay Zeka Zirvesi 2.JpgHindistan’ın AI Impact Summit 2026 zirvesi, ülkenin giderek artan teknolojik kapasitesinin bir göstergesi olarak sunuldu. Zirve, Google CEO’su Sundar Pichai ve OpenAI CEO’su Sam Altman gibi teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini çekmeyi başardı.

Katılımcıların aşırı kalabalıktan şikâyet etmesi, güvenlik aramalarının oturumları kesintiye uğratması ve bir Hintli profesörün üniversitesinin geliştirdiğini iddia ettiği robot köpeğin aslında Çin yapımı olduğunun ortaya çıkması gibi olaylar gündeme taşındı.

Bu tür haberler tamamen yersiz sayılmasa da, zirvenin daha derin siyasi anlamını gözden kaçırmaktadır. Çünkü bu zirve, Hindistan’ın yapay zekâyı ustalıkla kullanarak gelişmiş bir ülke ve küresel güç haline geldiğini anlatan ulusal bir hikâyenin sahnelendiği bir platform niteliği taşımaktadır.

Bu anlatının mühim bir yönü ise Hindistan’ın yükselişinin Batı tarzı bir modernleşme olarak değil, ülkenin “medeniyet mirası”na dayanan ulusal bir dönüşüm olarak sunulmasıdır. Nitekim Başbakan Narendra Modi de zirve kapsamında verdiği bir röportajda bu süreci medeniyet bağlamında değerlendirdi. Modi’ye göre yapay zekâ bugün bir “medeniyet dönüm noktası”ndadır. Hindistan, yapay zekâyı şekillendirerek dünyanın ilk üç yapay zekâ gücünden biri haline gelmeye meyletmektedir.

Yapay zekâ yarışı ve çok kutuplu dünya

Çin ve Amerika Birleşik Devletleri gibi Hindistan da yapay zekâ yarışını “kazanmayı” hedeflemektedir. Ancak daha dikkat çekici olan, Hint siyasetçilerin bu yarışın neden önemli olduğunu nasıl tanımladıklarıdır.

Resmî söylemde Hindistan’ın yükselişi, giderek daha fazla biçimde Batı hâkimiyetinin gerilemesi ve çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkışı ile ilişkilendirilmektedir.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, Ocak 2025’te verdiği “Hindistan ve Dünya” başlıklı konferansta dünyanın artık “çok kutuplu hâle etmeye başladığını”, bunun da Batı’nın hakimiyetinden uzaklaşma anlamına geldiğini söylemiştir. Jaishankar’a göre teknoloji bu dönüşümde belirleyici bir faktördür; “çipler ve yapay zekâ çağı” güç dengelerini değiştiren başlıca dönüşümlerden biridir. Bu sebeple Hindistan, kritik ve yükselen teknolojilerin geliştirilmesinde geri kalmamalıdır.

Teknoloji ve medeniyet kimliği

Jaishankar ayrıca bu teknolojik dönüşümü Hindistan’ın kendini algılayış biçimiyle ilişkilendirmektedir. Ona göre Hindistan, modern teknolojiyi benimserken kültürel özgünlüğünü kaybetmek zorunda değildir. Hatta Hindistan artık kadim adı olan “Bharat”ı yeniden sahiplenmektedir. Bu da ülkenin “milletler topluluğu içinde yerini yeniden kazanan bir medeniyet devleti” olduğunu göstermektedir.

Bu yaklaşım, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca ekonomik büyüme araçları olmadığını; aynı zamanda Hindistan’ı güçlü bir medeniyet devleti olarak yeniden şekillendirme projesinin parçası olduğunu göstermektedir.

Viksit Bharat: Kalkınma ile mirasın birleşmesi

Hindistan’ın kadim geçmişi ile teknolojik geleceği, Modi hükümetinin Viksit Bharat projesinde birleşmektedir. Bu proje, Hindistan’ın 2047 yılına kadar tamamen gelişmiş bir ülke haline gelmesini hedeflemektedir.

Hükümet söyleminde bu vizyon çoğu zaman iki kavramın birleşimiyle ifade edilir:

“Vikas” (kalkınma)
“Virasat” (miras)

Modi, 2025 yılında yaptığı bir konuşmada bu ilişkiyi şu sözlerle ifade etmiştir:

“Vikas ve Virasat bizim şiarımızdır. Bharat’ta (Hindistan’da) gelenek ile teknoloji birlikte gelişebilir.”

Bu söylem, teknolojik modernleşmenin Batılılaşma anlamına gelmediğini vurgular. Aksine Hindistan’ın geleceği, kadim bir medeniyet kimliğinin yeniden canlandırılmasıyla ilişkilendirilir.

Yapay zekâ ve kadim bilgi sistemleri

Modi’ye göre yapay zekâ aynı zamanda Hindistan’ın kadim bilgi mirasını yeniden ortaya çıkarma imkânı da sunmaktadır. AI Impact Summit 2026’da yaptığı konuşmada yapay zekânın eski el yazmalarının dijitalleştirilmesini ve yorumlanmasını sağlayarak Hindistan’ın medeniyet bilgi sistemlerini açığa çıkardığını belirtmiştir.

Benzer şekilde Bilim ve Teknoloji Bakanı Jitendra Singh de geleneksel bilginin modern bilimle birleşmesinin Hindistan’a avantaj sağlayabileceğini söylemiştir. Singh’e göre Hindistan, “son derece geniş ve kadim bir bilgelik hazinesine” sahip olan yegâne ülkelerden bir tanesidir.

Dijital egemenlik

Modi hükümetinin vizyonunda bir diğer önemli unsur “dijital egemenlik”tir. Bu kavram, algoritmaların, verinin ve çiplerin ulusun kontrol altında olması anlamına gelir.

Savunma Bakanı Rajnath Singh bu hedefi şu sözlerle ifade etmiştir:

“Gerçek stratejik özerklik, kodumuzun da donanımımız kadar yerli olmasıyla mümkün olacaktır.”

Bu doğrultuda hükümet BharatGen adlı üretken yapay zekâ projesini başlatmıştır. Proje, yapay zekâyı “kamusal bir dijital hizmet” olarak sunmayı ve Hindistan’ın kültürel ile dilsel çeşitliliğini merkeze almayı hedeflemektedir.

Teknoloji, anlatı ve kimlik

Bu vizyon yalnızca teknik kapasiteyi değil, anlatı kontrolünü de içerir. Yapay zekâ, Hindistan’ın kendisini kadim bir medeniyet devleti olarak yeniden tanımladığı daha geniş bir hikâyenin parçası haline getirilmektedir.

Ancak bu yaklaşım beraberinde önemli bir soruyu da gündeme getirmektedir:

Eğer teknolojik modernliğin ana çerçevesi “Bharat” kimliği olacaksa, bu ulusal anlatıya kimler dâhil edilecektir ve kimler dışarıda kalacaktır?

Modi hükümetinin eleştirmenleri, özellikle Müslümanlar başta olmak üzere bazı azınlıkların Hindu çoğunluk siyaseti nedeniyle ötekileştiğini ifâde etmiştir. Bu sebeple medeniyet söyleminin Hindistan’ın çoğul tarihini ne ölçüde kapsadığı tartışma konusudur.

Netice

Son tahlilde AI Impact Summit, yalnızca teknolojik yeniliklerin sergilendiği bir etkinlik değildir. Aynı zamanda Modi hükümetinin yapay zekâyı nasıl anlamlandırdığını gösteren bir siyasi sahnedir.

Palestine Action açlık grevcileri ölürse, mesuliyeti hükümete ait olacak
Palestine Action açlık grevcileri ölürse, mesuliyeti hükümete ait olacak
İçeriği Görüntüle

Bu yaklaşımda yapay zekâ; ulusal kalkınmanın aracı, stratejik özerkliğin temeli ve Hindistan’ı bir medeniyet devleti olarak dünyaya sunmanın vasıtasıdır.

Viksit Bharat’tan BharatGen’e uzanan bu çizginin temel iddiası şudur:

Hindistan Batılılaşmadan, kendi kökleriyle “modern”leşebilir.

Ancak bu “tekno-medeniyetçi” vizyonun gerçekten kapsayıcı olup olmayacağı, yani teknolojik olarak gelişmiş bir “Bharat” anlatısının Hindistan’ın çoğul kimliklerini ne ölçüde içine alabileceği sorusu hâlâ açık kalmaktadır.

***

Bu yazı üç kişi tarafından kaleme alınmıştır. Yazarlar:

Nicholas Morieson, Avustralya’nın Melbourne kentindeki Deakin Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Deakin Institute for Citizenship and Globalisation’da araştırma görevlisidir.

Chloe Smith, Deakin Üniversitesi Deakin Institute for Citizenship and Globalisation’da doktora adayıdır. Araştırma alanları arasında Hindistan’da dinî ve aşırı sağ popülizm, dijital otoriterlik yer almaktadır.

Muhammad Omer, Deakin Üniversitesi siyaset bilimi bölümünde doktora adayıdır. Doktora çalışması Pakistan’daki farklı popülizm türlerinin nedenlerini, ideolojik temellerini incelemektedir. Araştırma ilgi alanları arasında İslam, Güney Asya siyaseti ve yerel güvenlik söylemleri yer almaktadır..