Tarihî kökenler

Vikingislam

Tarihî kayıtlar ve "İrlanda Yıllıkları" gibi kadim metinler, Müslüman varlığının adadaki izlerini 9. yüzyıla kadar sürer. 860 yılı civarında, Vikinglerin Mauretania sahillerine düzenlediği akınlar neticesinde esir alınan Berberîler, gemilerle İrlanda’ya getirilmişlerdir. İrlanda halkı, o dönemde daha önce hiç görmedikleri bu “koyu tenliler”i "Fir Gorm" yani "Mavi Adamlar" olarak isimlendirmiştir. Bu topluluk, adanın iç kesimlerinde uzun süre varlıklarını sürdürmüş ve zamanla ahaliyle kaynaşarak adanın haritasına İslâmî bir renk katmıştır. Osmanlı İmparatorluğu dönemine gelindiğinde ise İrlanda, İstanbul’un dış politika radarına sistematik bir şekilde girmeye başlamıştır. Topkapı Sarayı arşivlerinde yer alan belgeler, İrlanda’daki "İngiliz zulmü" ve yaşanan açlık krizleri hakkında İstanbul’a düzenlenen raporlarla doludur.

1847 “Büyük Açlık” yardımı

Patatesaclik

Kâzım Albayrak Ketebe’de anlattı: "Necip Fazıl şeriatten kıl feda etmeden bir dünya görüşü örgüleştirdi"
Kâzım Albayrak Ketebe’de anlattı: "Necip Fazıl şeriatten kıl feda etmeden bir dünya görüşü örgüleştirdi"
İçeriği Görüntüle

İrlanda ve Türkiye arasındaki ilişkilerin en parlak zirvesi, 19. yüzyılın ortalarında yaşanan "Büyük Açlık" (An Gorta Mór) dönemidir. 1845-1852 yılları arasında patates hastalığı sebebiyle adada bir milyondan fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan bu büyük yıkım sırasında, Osmanlı Sultanı Abdülmecid Han’ın sergilediği tavır, tarihe “unutulmaz merhamet” olarak geçmiştir. Felaketin boyutlarını öğrenen Sultan, derhal 10.000 sterlin bağışlama kararı almıştır; fakat bu cömert teklif, Kraliçe Victoria’nın az miktardaki bağışı sebebiyle İngiliz protokolü tarafından bin sterline indirilmeye zorlanmıştır.

Sultan Abdülmecid, resmî bağışı indirmek zorunda kalsa da vicdanının sesini susturmamış ve kalan tutarı ayni yardım olarak göndermeyi emretmiştir. İstanbul ve Selanik limanlarından yüklenen gıda malzemeleriyle dolu Osmanlı gemileri, Britanya’nın engelleme çabalarına rağmen kuzeye yönelerek Boyne Nehri ağzındaki Drogheda limanına demirlemiş ve yardımları doğrudan halka ulaştırmıştır. Drogheda halkı bu asil hareketi asla unutmamış, bugün Drogheda United FC armasında taşıdığı ay-yıldız ile bu tarihî vefayı modern sahalarda temsil etmeye devam etmektedir.

İrlanda’da Müslüman nüfus

İrlanda’nın demografik yapısı, son yıllarda radikal bir dönüşüm yaşamıştır. 2011 yılında 3,8 milyon olan Katolik nüfusun 2022 sayımında 3,5 milyona gerilemesi, adadaki manevî çözülmenin en net göstergesidir. Buna mukabil, 2011’de 48 bin 130 olan Müslüman sayısı, 2022 yılında %70’lik büyük bir artışla 81 bin 930’a ulaşmıştır. Müslümanlar şu anda İrlanda’nın üçüncü büyük inanç grubunu teşkil etmektedirler.

Adadaki bu manevî arayışın ve İslâm'ın yerel halk üzerindeki tesirinin en çarpıcı örneklerinden biri, dünyaca ünlü İrlandalı sanatçı Sinéad O'Connor’dır. 2018 yılında Müslüman olduğunu duyuran ve Shuhada' Sadaqat ismini alan sanatçı, İslâm’ı "her türlü dinî arayışın doğal bir sonucu" olarak tanımlamıştır. O'Connor’ın bu tercihi, Katolik geleneğin kalesi sayılan İrlanda’da İslâm’ın sadece göçmenlerle sınırlı kalmadığını, adanın kendi evlatlarının kalbinde de karşılık bulduğunu dünyaya ilan etmiştir.

Connorcenaze

Müslüman nüfusun en dikkat çekici vasfı, genç ve dinamik yapısıdır. İrlanda genelinde yaş ortalaması 38,8 iken, Müslümanlar arasında bu rakam 26’dır. Ayrıca, Müslüman cemiyeti içinde tıp doktorlarının oranı %12 iken, genel nüfus ortalamasının sadece %0,7 olması, Müslümanların İrlanda sağlık sisteminin ayakta kalmasındaki hayatî önemini ispatlamaktadır. İrlanda’daki Türk varlığı da bu nitelikli fert profilinden payını almıştır. 2016 yılında yaklaşık bin civarında olan Türk vatandaşı sayısı, günümüzde 13.000 seviyesine yaklaşmıştır.

İrlanda’da bir Müslüman ferdin günlük hayatı, camiler ve kültür merkezleri etrafında şekillenmektedir. Ülke genelinde 36’dan fazla cami bulunmaktadır ve bunların en büyüğü Dublin’deki İslâmî Kültür Merkezi’dir (ICCI). Bu merkez bir ibadethane olmanın yanı sıra okulu ve kütüphanesiyle büyük bir kompleksdir. Müslümanların sosyal hayatında helal gıdaya erişim büyük bir mesele teşkil etmez; özellikle Dublin'deki South Circular Road çevresindeki kasaplar ve restoranlar cemiyetin ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Eğitim alanında ise devlet destekli "Müslüman Ulusal Okulları", müslümanların kendi kıymetleriyle yetişmesine imkân tanımaktadır.

İrlanda halkı, tarihî olarak İngiliz sömürgeciliğine karşı verdiği mücadele sebebiyle azınlıklara empatik yaklaşsa da, son yıllarda İslâm düşmanlığı emareleri baş göstermiştir. Yapılan araştırmalar, İrlandalıların sadece %39’unun Müslüman göçmenlerin ülkeye kabulünü desteklediğini, beyaz göçmenler için bu oranın %57 olduğunu ortaya koymuştur. 2024 ve 2025 yılları, İrlanda’da İslâm düşmanlığının sokaklarda şiddet eylemlerine dönüştüğü bir dönem olmuştur. Konut krizi ve hayat pahalılığı sebebiyle yükselen öfke, faşist gruplar tarafından "İrlanda Dolu" sloganıyla Müslümanlara ve mültecilere yönlendirilmiştir. Şubat 2024’te İmam Dr. Umar Al-Qadri’nin uğradığı saldırı ve ardından 2025 yılı boyunca Dublin’deki mülteci merkezleri önünde yaşanan çatışmalar, adadaki cemiyet huzurunun tehdit altında olduğunu göstermektedir. Anket verileri, göç kontrollerini destekleyenlerin oranının 2025 itibarıyla %74’e çıktığını ihtar etmektedir.

Nisan 2026’da İrlanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 75. yılının kutlanması, devletlerarası bağın devam etmekte olduğunu teyit etmektedir. İrlanda, bir yandan kadim Katolik kimliğini yitirirken, diğer yandan İslâm’ın diriltici nefesiyle tanışmaktadır. Adadaki Türk cemiyeti, 2024 yılı itibarıyla 2,13 milyar dolara ulaşan ticaret hacmiyle bu tarihî vefayı madde planında da geleceğe taşımaktadır. İrlanda halkının bir kısmı ekonomik meseleler sebebiyle İslâm düşmanlığına kapılsa da, adanın derin vicdanında Sultan Abdülmecid’in gemilerinin hâlâ demirli olduğu unutulmamalıdır.