İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, okul güvenliğine yönelik yeni tedbirleri açıkladı.
Buna göre ihtiyaç duyulan okullarda emniyet ve jandarma ekipleri öğrencilerden en az yarım saat önce görev başında olacak.
Okul giriş-çıkışları ile öğle saatlerinde denetimler artırılacak, okul çevreleri, servis güzergâhları, parklar, sosyal alanlar ve metruk yapılar daha sık kontrol edilecek.
Akran zorbalığı, şiddet ve uyuşturucu tehdidine karşı emniyet ve jandarma birimlerinin koordineli hareket edeceği bildirildi.
Peki bu yeterli mi?
Çocuk, okul kapısından elinde bıçak veya silahla girdiği gün bozulmuş olmuyor. O çocuğun zihni, dünyaya bakışı, iyi-kötü ölçüsü ve insan tasavvuru çok daha önce şekilleniyor. Evde eline verilen telefondan, sokaktan, dizilerden, oyunlardan ve saatlerini geçirdiği sosyal medya mecralarından sürekli bir tesir altında kalıyor.
Şiddetin, cinselliğin, teşhirciliğin, kolay para arzusunun, uyuşturucunun, çete kültürünün, küfrün ve her türlü ahlâksızlığın görüntüsü çocukların önüne hiçbir ciddi engelle karşılaşmadan düşüyor.
Bugün ortaokul ve lise çağındaki nice genç, geçmişte yetişkinlerin dahi bilmediği rezillikleri biliyor, görüyor ve normal hayatın bir parçasıymış gibi karşılıyor. Buna karşı onların önüne hayatı anlamlandıracak, neyin uğruna yaşanacağını gösterecek, helali ve haramı öğretecek, haya, edep, merhamet, fedakârlık, mesuliyet ve kulluk şuurunu yerleştirecek güçlü bir manevî saha konulmuyor.
Ev bunu veremediğinde okul tamamlayamıyor. Okul boş bıraktığında o alanı sosyal medya fenomeni, çete özentisi, dizi karakteri ve dijital kültür dolduruyor.
Eğitim, insanın kafasına birtakım bilgiler yüklemekten ibaret görüldüğü müddetçe ortaya diploma sahibi fakat ölçüsüz, bilgisinin karşısında ahlâkî bir mesuliyet taşımayan nesiller çıkacaktır. Çocuğa matematik, fizik, yabancı dil ve sınav tekniği öğretiyor, fakat öfkesini niçin dizginlemesi gerektiğini, arkadaşının canının neden mukaddes olduğunu, iffetin niçin korunacağını, kul hakkının ne olduğunu, Allah’a ve topluma karşı hangi mesuliyetleri taşıdığını sahici bir dünya görüşü içinde veremiyorsanız eğitimin en temel vazifesini yerine getiremiyorsunuz demektir.
Yıllardır bu memlekette uygulanan Batıcı ve Kemalist eğitim düzeninin açmazı da burada duruyor. İnsanımızın dinini, tarihini ve irfanını eğitimin merkezinden çıkararak modern bir toplum kurulacağı zannedildi. Neticede kendi köklerine yabancılaşan, hayatın manasını tüketim ve hazda arayan, manevî ölçüleri giderek zayıflayan nesiller meydana geldi. Buna rağmen çözüm yine kamerada, turnikede, üst aramasında ve okul önündeki kolluk sayısında aranıyor. Elbette okulun güvenliği sağlanacak, uyuşturucu satıcısı okul çevresinden temizlenecek, bıçak ve silahla içeri girmeye çalışan öğrenci engellenecek. Bunlar devletin asli vazifeleridir.
Fakat kapıya turnike, başına gardiyan koyarak bir neslin ruhuna sahip çıkamazsınız. Çantadaki bıçağı bulabilirsiniz, o bıçağı taşımayı meşru gören zihni hangi cihazla arayacaksınız? Okul kapısındaki uyuşturucu satıcısını uzaklaştırabilirsiniz, uyuşturucuya sığınacak kadar gayesizleşmiş bir gencin içindeki boşluğu hangi polis dolduracak? Her koridora kamera yerleştirebilirsiniz, Allah görüyormuş gibi yaşama şuurunun yerini hangi kamera tutacak?
Asıl mesele burada düğümleniyor. Eğitim insana bir istikamet, şahsiyet ve ahlâk kazandırmak zorundadır. İslâm’ı hayatın kıyısına iten, Peygamber ahlâkını birkaç seçmeli ders ve merasim seviyesine hapseden, buna karşı Kemalist dünya görüşünü çocukların karşısına tartışılmaz bir resmî hakikat olarak çıkaran bir sistemin bugün içine düştüğümüz ahlâk buhranındaki payı artık konuşulmalıdır.
Yaklaşık bir asırlık tecrübe önümüzde duruyor. Gence manevî bir ideal veremeyen, onu kendi medeniyetinin büyük şahsiyetleriyle buluşturamayan, Allah’a karşı mesuliyet fikrini hayatından çekip alan bir eğitim nizamı hangi güvenlik genelgesiyle telafi edilebilir? Mesele çocukları okulda kontrol altında tutmak değil, onları kendilerini kontrol edecek bir iman, ahlâk ve şahsiyetle yetiştirmektir. Eğitim nizamı İslâm ahlâkını, milletin tarihini ve irfanını yeniden merkezine almadıkça okul kapılarındaki güvenlik tedbirleri büyür, kameraların sayısı artar, turnikeler çoğalır fakat içerdeki insan meselesi büyümeye devam eder.
Baran Dergisi





