2017 yılında “Yerli Edebiyat’tan Yerli Edebsizliğe” başlıklı bir yazı kaleme almıştık.(1) Yazıda Türkiye’de denetlenmemiş binlerce kitabın çocuklara hatta yetişkinlere bile zarar verdiğini, ahlakî açıdan hiçbir şekilde uygun olmadığını, dinimize, değerlerimize ve kültürümüze aykırı olduğunu dile getirmiştik. Hatta Wattpad denilen bir uygulamadan bahsetmiş ve bu uygulamada küçücük çocukların ahlakî olmayan yazılar yazıp okuduklarını yazmıştık. İnternet üzerinde yapılan ahlâksız yayınlar için TCK’da “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” maddesi olduğu halde bu maddenin neredeyse hiç işletilmediğini, ahlâksız içeriklere hiç müdahale edilmediğini hatırlatmıştık. Son yıllarda ahlâksız içerikli kitaplar sosyal medyada ve basında çokça konuşulup kimi kitaplar piyasadan kaldırılmaya çalışılmış olsa da, söz konusu mesele tam anlamıyla irdelenmiyor ve ciddi kararlar alın(a)mıyor! Bu tarz yayınlara ve denetlen(e)memesi konusuna değinmek istiyorum.

Televizyonlarda arzı endam eden dizi ve filmlerin neredeyse tamamına yakını Amerikan kültürünü empoze eden, Hristiyan kültürünü aşılayan, içinde sahtekarlık, namussuzluk, ahlâksızlık, aldatma, haset, eşcinsellik ve benzeri onlarca İslâm ahlâkına aykırı bir niteliğe sahip büyük bir problem olarak evimizin, toplumumuzun, hayatlarımızın birer parçası halini almış bulunmakta… Bu arzı endam eden dizi, film ve programlar aynı zamanda İslâm kültürüne, değerlerimize, geleneğimize, örfümüze ters ve yabancı… Bir çok şikâyete mukabil RTÜK’ün bu tarz yayınlara müdahale etmediği de aşikâr!

Edebiyat dünyamızın bu tarz yayınlarla kirlenmesinde Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın da büyük bir payı var. Batı’nın tesirinde kalan Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, Türk edebiyatından yani Doğu’dan beslenmek yerine Batı’dan beslenerek tamamen yabancılaşmayı seçti. Tabiî bu yabancılaşma serüveniyle birlikte birçok problem ardı ardına gelmeye başladı. Bunlardan biri de “Genç Kız Edebiyatı” adı altında yapılan “edebiyat”. Hiçbir yaş sınırı olmaksızın, her türde insanın girip istediğini yazma ve istediğini okuyabilme “özgürlüğü” olan bir uygulama bulunuyor. Bu uygulamanın adı Wattpad. 2006 yılında bir okur-yazar uygulaması olarak kurulan bu uygulama 70 milyona yakın okuyucusu ve milyonlarca roman-hikâye-denemeleriyle gençleri ahlâksızlık bataklığına sürüklüyor. Burada yazılan yazıların içeriğinin neredeyse tamamına yakınında; cinsel içerikli pasajlar, tecavüz, taciz, ahlâksızlık gibi pasajlar söz konusu. Alıcısını da zaten bu gibi içeriklerden elde ediyor. Bu uygulamada yazı yazanlar 13-15 yaşlarındaki gençler olmakla birlikte, yazdıkları yazılar da ekranlarda gördükleri dizi ve filmlerdeki yaşantıların buraya aksetmiş hali… Burada yazılan kitaplar da popüler romanlar arasında satışa sunuluyor. Fuarlarda da bu kitaplar anne babalar tarafından çocuklara alınıyor. Çünkü çocuklar hangi kitabı okuyacağını kendisi belirliyor!

İçinde romantik, fantastik, bilim kurgu kategorilerinin yoğun olduğu uygulamanın en sıkıntılı tarafı ise yazılara müdahale edilmemesi ve sansürsüz yayınlanması… Sosyal medyanın çocuklara (yetişkinleri de ekleyebiliriz) sunduğu bu rahatlık, her şeyin kolayca önüne sunulması, “özgürce” istediğini yapabilme keyfi; her şeyden çok buraya sığınmasını, buraya kaçmasını, hayatını burada sürdürmesi gerektiğini fısıldıyor. Beden dışarıda ama akıl içeride yaşıyor hale geliyor. Wattpad’in bu kadar ilgi çekici olan tarafı ise elektronik ortamda istediğin şekilde yazıp yorum alabilme, beğenilme, takdir görme, meşhur olma gibi “fırsat”ların olması!

Çocukların özdeğerlerine yabancı bir şekilde yetişmesi, beş temel emniyetimizden biri olan nesil emniyetimizi temin edemememize sebep oluyor. “Gençler kültür üzerinden kimlik inşasından çok acımasız kazanç kültürünün mağdurlarına dönüşebiliyor.”(2)

Anneler babalar “Çocuğum okuyor” sanıyor; ama çocuk okumuyor, çocuk zehirleniyor. Çocuk istismarına sebeb olan bu kitaplardan ziyade bu kitapları yazabilecek, bu şekilde düşünüp hayal kurabilecek “seviye”ye gelmiş olan çocukların vaziyeti!.. Asıl yara da budur.

Bu denetimsizlik sebebiyle, artık çocukların okuyacağı kitapları önceden alıp tetkik etmek, problem var mı yok mu diye bakmak gerek. Çoğu öğretmenin de bilinçsiz olarak tavsiye ettiği, ödev verdiği kitapları da tetkik etmek gerekiyor. “Ödev yapıyor”, “öğretmen verdiyse bir bildiği vardır”, “okusun da ne okursa okusun” gibi düşüncelerden uzaklaşıp bu işe ciddi bir zaman ayırmak gerekiyor. Çünkü ahvalimiz, yetiştiricileri yetiştirme keyfiyetinden son derece uzak olduğumuzun ihtarı niteliğinde...

Wattpad’te yazılıp yayınlanan kitapların yayınevleri şunlar: Agapi Yayınları, Müptela Yayınları, Epsilon Yayıncılık, İndigo Kitap, Nemesis Kitap, Ephesus Yayınları, Parola Yayınları, Eftalya Kitap, Postiga Yayınları, Cinius Yayınları, Pegasus Yayıncılık, Fantastik Kitap, Sokak Kitapları Yayıncılık, Anayurt Yayınları, Mendirek Yayıncılık, Lopus Yayınları, Dokuz Yayınları, Müptela Yayınevi, Matis Yayıncılık, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, Sayfa6 Yayınları, Kurgu Yayınevi, Everest Yayınları, Kumran Yayınları, Martı Yayınları, Doğan Novus Yayınları, Dex Kitap, Parola Yayınları, Fenomen Yayınları, Genç Destek, Puslu Yayıncılık, Optimum Kitap, Olimpos Yayınları, Mendirek Yayıncılık…

Topluma yerleşmiş olan bu tehlikeli kitaplar ve uygulamalar denetim altına alınabilir, sansür ve yaş sınırlaması getirilebilir; fakat bunun da tek başına yeterli olması mümkün gözükmüyor. Çocukların eğitimi ilk anne-babadan, sonra öğretmenden ve hocalarından başlıyor. Çocukları iyiye, doğruya ve güzele teşvik edecek, yönlendirecek olan da anne baba ve öğretmenleridir. Elbette bunun için iyi, doğru ve güzel kriterlerimizin ne olması gerektiği hususunda aileyi ve öğrencileri eğitmek gerekiyor. Müslüman’ın iyi, doğru ve güzel anlayışı Allah ve Resûlü’nün bildirdiği, öğrettiği ve gösterdiğidir. Çocuk, büyüğünden ne görüyorsa onu yapıyor. Neyin nasıl yapması gerektiğini, başındaki öğretici telkin edebilecek ehliyete sahip olmalı. Kitap okumanın da bir usulü olmalı; her kitabın okunamayacağını, zihni çöpe çevirmeden, kişinin istidadına bakarak kadim kültürümüzden tevarüs eden eserleri gözardı etmeden “hangi kitabı nasıl ve niçin okumalıyız” şuuru kazandırarak hareket edilmeli.

Kendi kültürüne yabancı olarak yetişen çocuklar, topluma yeni alışkanlıklar kazandırıyorlar ve şuurları da bu minvalde şekillenmeye başlıyor. Popüler kültürün keyfiyetsiz kitapları da ister istemez piyasada iş görüyor, okunuyor, okutuluyor, dağıtılıyor. Bu sefer kötü kitapların önü arkası alınamıyor. Hatta iyiyi ve kötüyü tetkik edebilecek şuurda insan bile yetişmemiş oluyor.

Ne yaparsak yapalım bu tür ahlâksız eserleri engellemek zor. Ahlâkın olmadığı yerde üslup da, nizam da olmuyor. Bütün fikir içinde ahlâkı insan hayatına oturtacak “dünya görüşü”ne ihtiyaç her geçen gün kendini ihtar ediyor.

Kemmiyetin para ettiği, hatta ölçü olarak telâkki edildiği, keyfiyetin ise anlaşılamadığı ve değer görmediği bir dönemde yaşıyoruz. Her şey çokluğuyla itibar görüyor. Bir şey çok okunuyorsa, çok satılıyorsa “iyi kitap” diye anlaşılıyor yahut öyle sanılıyor. Samiha Ayverdi’nin deyimiyle, “hokkabazlık jestleriyle milli şuurumuz uyanmaz.”

Günümüz kitaplarında ne muhteva bakımından, ne de fikir açısından zevk alıyoruz. Yazmak için yazılan kitapları okuduktan sonra “elde avuçta, dilde damakta, kuru emzikle avutulan bir çocuğun hâsılasız keyfinden gayri ne bir tat, ne bir gıda ve muhteva kaldığını görüyoruz”(3)

Ancak kendi irfanımızdan, kendi sanat ve geçmişimizden beslenen ama yeni bir şey söyleyen eserler bizlere tat veriyor. Ne söylersek söyleyelim, mesele dönüp dolaşıyor, Üstad Necip Fazıl’ın “İrfana erme dâvasında ilk iş, herhangi bir dil çarşafına bütün dünya irfan yemişlerini silkelemek, o dile bütün dünya hakikatlerini konuşturmaktır” dediği ve Salih Mirzabeyoğlu’nun bütün dünya irfan yemişlerini silkelediği yeni bir dünya görüşü olan Büyük Doğu-İbda’ya geliyor.

Batılılaşma ve kültür değişikliğini kabul ederek ortaya çıkan Çağdaş Türk Edebiyatı aslında dönüp dolaşıp bir asır sonra aynı yere geliyor: Batıcılık ve kültür erezyonu... İbda, aynı zamanda bu erezyonu da temizleme davasıdır. Yeni bir şuur terkip etme davasıdır. Çünkü binlerce kitabı okuyup bilgi sahibi olsak da, “bu bilgileri hakikate göre tasnif etmedikten ve yerli yerinde kullanmadıktan”(4) sonra yani “bilmeyi bilme”dikten sonra, okumanın bir faydası olmuyor.

Kaynaklar

1- https://www.barandergisi.net/yerli-edebiyattan-yerli-edepsizlike

2- https://www.star.com.tr/acik-gorus/kurgusal-gercekligin-tehdidi-wattpad-uygulamasi-haber-1409992/

3- Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız, Samiha Ayverdi, Kubbealtı Neşriyat, 2003, s:189

4- http://www.barandergisi.net/cop-muzesi-yahut-yakilacak-kitaplar-makale,768.html

Aylık Dergisi 178. Sayı Temmuz 2019