Günümüzde insanın karşısına sayısız öneri, uyarı ve yönlendirici mesajlar çıkıyor. Sosyal medya mecralarını açtığımız anda “şundan uzak dur”, “şu tipten kaçın”, “bunları yapmayın”, “şöyle davranın”, “böyle olursa sonuç bu olur” gibi bitmek bilmeyen talimatlarla karşılaşıyoruz.
Bu kesitlerin, pasajların ve direktiflerin -kasıtlı yahut kasıtsız- insan ruhunu tahrip eden bir etki oluşturduğunu düşünüyorum. Zira bu söylemler, insanın en saf ve berrak hâlini bulanıklaştırmakta; zihinleri sürekli hesap yapan, sürekli komut üreten mekanizmalara dönüştürmektedir.
Böylece şahsi münasebetlerimizde bile bize dayatılmış kalıpların, hazır reçetelerin baskısıyla hareket etmeye başlıyoruz. Kadınlara yönelik erkek üzerinde tahakküm vaat eden öneriler, erkeklere kadınları araçsallaştıran pasajlar sunuluyor; topluma, adeta bir “sürekli oyun hâlinde yaşama” fikri empoze ediliyor.
Bu süreç insanı kendi hâline yabancılaştırıyor ve fertleri hasta gibi davranmaya itiyor. Böylece modern kültür “mutluluk”, “ilgi”, “huzur” gibi kavramları tek boyutlu birer soyut idole dönüştürüyor ve sürekli bu kavramlar üzerinden manipülasyona maruz bırakıyor.
Halbuki ben, bu kavramların tekil hâlleriyle bir hakikati karşılamadıklarına inanıyorum. İnsan hem mutlu hem hüzünlüdür; hem ilgili hem ilgisizdir. Bu, varoluşun tabii bir gerçeğidir. Fıtratım hata yapmaya, düşmeye ve yeniden kalkmaya açıktır. Hayat şartlarım bir başkasınınkiyle aynı değildir. Çünkü hakikatin özüne muhatap olan insan, tabiatı gereği iniş çıkışlarla yaşar ve olgunlaşır. Bu sebeple nefsimle ruhum arasındaki o bitmeyen diyalog, varlığımın aslî tekamül zemini hâlindedir. Sosyal medya pasajları, uzman söylemleri veya psikiyatristlerin genelleştirici tavsiyeleri ruhumla nefsim arasında geçen bu diyalogu niçin ortadan kaldırsın? Ben bu iki kutup arasında gidip gelmeye devam edeceğim; bu süreç tecrübemin ve öz varlığımın parçasıdır. Dolayısıyla kendimi hazır reçetelerin elinde bir nesneye dönüştürmek istemiyorum.
Beni besleyen asıl kaynaklar, kıssalar ve nasihatlerdir. Sâdî’nin hikmet dolu kıssaları, Attâr’ın terbiyeye yönelik öğütleri ve Gazzâlî’nin insan ruhuna dair tespitleri, benim dünyamla uyumlu, benim kodlarımdan konuşan metinlerdir. Ruhumu dirilten de bunlardır.
Aylık Baran Dergisi, sayı 47, Ocak 2026