Doğu Türkistan’daki vaziyet ve buna dair çözüm teklifleri hakkında ne dersiniz?
Doğu Türkistan’daki vaziyet tam anlamıyla bir soykırımdır. Siyonist terör şebekesiyle Çin’deki kızıl terör devletinin ortak hedefi, Müslüman halktan kurtulmaktır. Siyonistler öldürerek, Çinliler ise halkı dininden ve kültüründen kopararak soykırım yapıyor. 2016’dan beri Müslüman kimliği yok etmek için sistematik soykırım yürütülüyor. Toplama kampları, gözetim sistemleri, çocukların ailelerinden koparılması, camilerin ve mezarlıkların yıkılması bunun parçası.
Siyonist terör şebekesi öldürerek, katliam yaparak ve her türlü zulümle insanları korkutup ya öldürmeye ya da topraklarından kaçırtmaya çalışıyor. Çin ise uyguladığı politikalarla Doğu Türkistanlıların Çinlileşmeye karşı direncini kırarak onları kendi kültürüne dönüştürmeye uğraşıyor. Çin kültürünü aşılayıp insanları mânen yok etmeye çalışıyor. Bu durum Müslüman açısından daha ağır bir eylem, çünkü ruhumuzu ve inancımızı kaybetme riski var. Aynı Endülüs’te olduğu gibi. Temel sorun budur.
Bu durumda Doğu Türkistan davası nasıl bir anlam taşıyor?
Bu dava, halkın varlık, kimlik ve bağımsızlık mücadelesidir. Ancak öncelikli mesele, soykırımın durdurulmasıdır. Müslüman toplumlar, özellikle Türkiye ve İslâm ülkeleri, konuyu gündemde tutarak Çin’e baskı yapmalıdır. Aksi hâlde Müslüman kimliğin yok olması, coğrafyanın da mânen kaybedilmesi anlamına gelir. Çin’in hedefi, halkı iki türlü de yok ederek Endülüs’teki gibi bir sessizlik oluşturmaktır.
Muştu Gençlik olarak siz bu konuda ne yapıyorsunuz?
Biz 2019’dan beri Doğu Türkistan meselesini gündemde tutmak için çalışıyoruz. Mihrimah Sultan Camii’nde bir programla başladık; sonrasında paneller, toplantılar, gösteriler düzenledik.
Aylık Baran Dergisi 45. sayı Kasım 2025