İSLÂM HUKUKUNUN KÜLLİ KÂİDELERİ


Gülçin Şenel

Gülçin Şenel

07 Mayıs 2015, 10:34

Osmanlı’nın yetiştirdiği büyük hukukçulardan biri Ebu Suud Efendi ise diğeri de Ahmet Cevdet Paşa’dır. Ahmet Cevdet Paşa’nın başında yer aldığı bir heyet tarafından kaleme alınan “Mecelle” ise, İslâm hukuku açısından da çok önemli bir kaynak eser... 
“Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye”, 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından derlenen İslâmî özel hukuk (medenî hukuk) kurallarıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yarım yüzyılında şer'î mahkemelerde hukukî dayanak olarak kullanılmıştır. Bir giriş ve 16 bölümden oluşur ve 1851 madde ihtiva eder. Arabça “çok büyük boy kitap” anlamına gelen mecelle, Fransızca “büyük kitap, hukuk ilkeleri derlemesi” anlamına gelen “codex” kelimesinin tercümesi olarak kullanılmıştır. 
Mecelle, 1869'dan itibaren, o tarihte Osmanlı Devleti'ne bağlı Hicaz, Suriye, Ürdün, Lübnan, Yemen, Arnavutluk, Bosna, Kıbrıs ve Filistin'de tatbik olunmaya başladı. Osmanlı milletlerinin lisanları olan Arabça, Bulgarca, Rumca ve Ermeniceye, ayrıca Fransızca ve İngilizce'ye tercüme edildi. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin belirttiğine göre:
- “Filistin'de Mecelle'nin tatbikatı Osmanlı hâkimiyetinde iken başlamış, 1922 senesine kadar devam etmiştir. Daha sonra İngilizler burayı işgal etmişler, fakat Mecelle'yi yürürlükteki kendi hukukî mevzuatlan ile karışık olarak tatbike devam etmişlerdir. Hatta İsrail kurulduktan sonra da Mecelle'yi yürürlükten kaldırmamıştır. İsrail vatandaşı Müslümanlara şer'î mahkemelerde Mecelle tatbik olunmuştur. Bugün Mecelle'nin tesiri, Müslüman devletlerden daha çok, İsrail'de görülür. Bugün İsrail hukukçularının Osmanlı hukuk sistemini, bilhassa Mecelle'yi iyi bilmeleri gerektiği ve bunların birçok dâva ve meselelerde müracaat kaynağı olduğu kanaati hâkimdir.”
Bir not olarak belirtelim, Mecelle Malayca’ya tercüme edilerek, 1913 yılında Malezya’da Jahor Devleti tarafından Medenî Kanun olarak kullanılmıştır.
Mecelle’nin muhtevasına bakarsak:
- “Mecelle’nin 2–100. maddeleri (toplam 99) küllî kaideler olarak adlandırılmaktadır. Bunlar belli bir konuya âit olmayan genel içtihad kaideleri olup, İbn-i Nüceym’in el-Eşbah ve’n-Nezair’i gibi fıkıh kitaplarından derlenmiştir. Bu genel kaideler Mecelle’nin diğer maddelerinin yorumlanmasında kullanılmıştır.” (1)
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Küllî Kaideler hakkında şöyle demektedir:
- “Küllî kâidelerin bazıları hadîs-i şerîflerden alınmıştır. Bazıları Sahâbe-i kiramın sözlerine dayanır. Tâbiîn ulemâsına ulaşan küllî kâideler de vardır. Hanefî mezhebinin kurucularından İmam Muhammed’in kitaplarında da çok sayıda küllî kâideye rastlamak mümkündür. Meselâ “Ücret ile damân (tazminat) müctemi’ olmaz (bir arada bulunmaz)” meâlindeki Mecelle kâidesi (madde 86) İmam Muhammed’in eserlerinden alınmıştır.
Bu küllî kâidelerden ancak 100 tanesi Mecelle’ye alınmıştır. İslâm Hukuku’nun küllî kâidelerinin bunlardan ibâret olduğu söylenemez. Bu maddeler dışında da küllî kâideler vardır. “Hüküm işin başlangıcına izâfe olunur”, “Hüküm zâhire göre verilir”, “Rızâya ilm, hürmeti nefy eder”, “Şart-ı vâkıf, nass-ı şâri’ gibidir”, “Kesret-i ilel ile tercih vâki’ olmaz”, “Cem’-i müleffak bâtıldır” gibi başka çok küllî kâide bulunmaktadır. Ama Mecelle’de 100 tanesinin tedviniyle yetinilmiştir. Bunlardan farklı mahiyetteki birincisi sayılmazsa, geride 99 madde kalır ki, Mecelle’yi hazırlayan heyetin, esmâ-ı hüsnâ (Allah’ın isimleri) sayısı olan 99 ile teberrük ettiğini, yani bereketlenmek istediğini söylemek mümkündür. 
Mecelle’nin ilk 100 maddelik kısmının birinci maddesi diğerlerinden tamamen farklı olup, burada fıkıh ilmi tarif edilmektedir. Diğer 99 maddeden her biri yekdiğeriyle yakından alâkalıdır. Bazıları bir maddenin çeşitli unsurları gibidir. Bazıları ise birbirinin istisnâsıdır. Bazıları neredeyse birbirinin aynısıdır. Fakat aralarında nüanslar vardır. Bu sebeple her birkaç kâide aynı başlık altında ele alınabilir.” (2)
99 genel hukuk ilkesini içeren giriş bölümünden sonra Mecelle, şu konulara temas eder: Büyu’, İcar (kira), Kefalet, Havale, Rehin, Emanet, Hibe, Gasp ve İtlaf, Hacir, İkrah ve Şuf'a, Enva-ı Şirket (ortaklık çeşitleri), Vekâlet, Sulh ve İbra, İkrar (borcu kabul etme), Dava, Beyyinat ve Tahlif, Kaza (yargı).
Mecelle, Ali Himmet Berki tarafından “Açıklamalı Mecelle” başlığıyla yayımlanmıştır. Dr. Osman Öztürk tarafından hazırlanan “Osmanlı Hukuk Tarihinde Mecelle” isimli eser, Mecelle'nin tam metnini ihtiva eder. İstanbul Üniversitesi'nde “mecelle ve medeni hukuk profesörü” olan Ebululâ Mardin'in “Medeni Hukuk Cephesinden Ahmet Cevdet Paşa” adlı eseri de önemlidir. Rum asıllı Hariciye Nazırlarından, Girit Valisi ve Mekteb-i Hukuk hocalarından Sava Paşa'nın “İslâm Hukuku Nazariyatı Hakkında bir Etüd” isimli kitabı da bu konuda yazılmış önemli bir eserdir.
“Uluslararası Hukuk”, “Evrensel Hukuk Normları” gibi lafların arasında hiç aklımıza gelmeyen Mecelle’yi ve Mecelle’deki “Küllî Kaideleri” yeniden hatırlamak ve hatırlatmak bakımından, işte bazı “Külli Kaideler”:
 
KÜLLÎ KAİDELER’DEN SEÇMELER
Madde2. Bir işden maksad ne ise, hükm âna göredir. 
(Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.)
Madde 3. Ukûdda i'tibâr makâsıd ve meâniyedir; elfâz ve mebâniye değildir.
(Akitlerde itibar edilen, kasıt ve mânâlardır, lafız ve kalıblar değildir.)
Madde 4. Şek ile yakîn zail olmaz.
(Yakîn-kesin olarak sabit olan şey, şüphe ile yok olmaz.)
Madde 8. Berâet-i zimmet asıldır.
(Asıl olan, suçsuzluktur.)
Madde 9. Sıfat-ı ârizada asl olan ademdir.
(Sonradan oluşan vasıflarda, asıl olan o hâlin yokluğudur.)
Madde 10. Bir zemânda sabit olan şeyin, hilâfına delil olmadıkça, bekasıyla hükmolunur.
(Beli bir zamanda kesin olan bir konunun, aksine delil olmadıkça devamlılığına hükmedilir.)
Madde 12. Kelâmda asl olan ma'nâ-yı hakikîdir.
(Kelâmda asıl olan, hakiki mânâdır, hakikattir.)
Madde 14. Mevrid-i nassda içtihada mesâğ yokdur.
(Hakkında âyet ve hadisten kesin delil bulunan hususlarda içtihada izin yoktur.)
Madde 19. Zarar ve mukabele bi'z-zarar yokdur.
(Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.)
Madde 23. Bir özr için caiz olan şey, ol özrün zevâliyle bâtıl olur.
(Bir özür nedeniyle izin verilen şey, o özrün kalkmasıyla ile hükümsüz olur.)
 
DİPNOTLAR
1- Abdullah Çelikkanat, “Mecelle’den Ölçüler”, Sızıntı Dergisi, Şubat 2008.
2- Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, AHMED CEVDET PAŞA VE MECELLE, KTB Yayınları, İstanbul 2008, s. 71-73.
 
 Baran Dergisi 434. Sayı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.