Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ikinci askerî darbe: 27 Mayıs Darbesi

Demokrat Parti’nin, “Ezanın tekrar aslına çevrilmesi” ve “Kur’an Kursları ve İmam Hatip okullarının açılması” icraatları Kemalist orduyu rahatsız etmiş ve Menderes’in idamına sebep olmuştu.

Tarih 27.05.2022, 12:18 28.05.2022, 18:24
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ikinci askerî darbe: 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs 1960’ta yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askerî darbedir. Dönemin Genelkurmay Başkanı da dahil 200’den fazla Kemalist general, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve Başbakan Adnan Menderes, yönetime el koyan askeri grup tarafından tutuklanmıştır. 37 düşük rütbeli subay tarafından planlanıp icra edilen darbe, emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır. Darbeden sonra bu subaylar ve Emekli Orgeneral Cemal Gürsel’in oluşturduğu Millî Birlik Komitesi ülke yönetimini üstlenmiştir.

27 Mayıs 1960’tan, seçimlerin yapılarak normal hayata geçildiği 15 Ekim 1961 yılına kadar geçen sürede, askerin Milli Birlik Komitesi eliyle cunta olarak iktidarda olduğu dönemdir. Daha sonra 9 Temmuz 1961’de kabul edilen 1961 Anayasası olarak bilinen anayasa değişikliği, 1924 Anayasası’nı yürürlükten kaldırmıştır. Bu darbe neticesinde Adnan Menderes idam edilmiştir.

Adnan Menderes idam edildi

Yakın bir tarihten bahsediyoruz. “Darbelerin Anası” denilen 27 Mayıs’ın darbeci mahkemesi tarafından idam edilen Başbakan Adnan Menderes’ten, Fatin Rüştü Zorlu’dan, Hasan Polatkan’dan bahsediyoruz.

1950 yılındaki seçimlerde ezici bir çoğunlukla iktidara gelen Demokrat Parti’nin, “Ezanın tekrar aslına çevrilmesi” ve “Kur’an Kursları ve İmam Hatip okullarının açılması” icraatları, orduda rahatsızlık oluşturmuştu. Bunun dışında da darbenin başka bir anlamlı sebebi yoktu.

Demokrat Parti’nin milletvekillerinin çoğu CHP kökenliydi. Adnan Menderes de dâhil. Ancak görüşleri sebebiyle partiden ihraç edilmişti. Aileleri, yaşam tarzları, sosyal hayatları CHP’lilerden farklı değildi. Sadece halkın değerlerine ve dine saygılı idiler, Cumhuriyetin yeniden dindarlaşmaya, din ile barışmaya başlayan neslini temsil ediyorlardı bir nevi.

İktidara gelir gelmez “Ezanı Arapça okutamadılar” elbette. Gerek CHP gerekse DP içinde güçlü bir tepki ile karşılaştılar. Belki de bu tepkileri yumuşatmak için çeşitli girişimlerde bulundular. “Atatürk’ü Koruma Kanunu”nu bile CHP değil DP çıkarmıştı.

Döneme dair yapılan yorumlara göre, Demokrat Parti, CHP’nin seçkinci siyaseti yerine, halka indi, köylülere ulaştı. Onları hem ekonomik bir özne olarak hem de vatandaş olarak muhatap aldı. Halkın yoğun desteği ve sevgisini kazandı. Hatta Hasan Bülent Kahraman’ın yorumuna göre, Demokrat Parti halkı kucaklamadı, halk Demokrat Parti’yi kucakladı.

Köylü halkın sokakta gezmesi yasaktı

Düşünün ki, 1923’ten sonra uygulanan öyle tuhaf ve seçkinci uygulamalar var ki, tek parti CHP’nin halkı nasıl hor ve hakir gördüğünün de resmidir. Mesela, Ankara’da Yenimahalle semtinde, yabancı ülke elçiliklerinin bulunması sebebiyle, sokağın iki başında jandarma bekletilmekte, pejmürde ve fakir kılıklı köylülerin bu sokağa girmesi engellenmekteydi. Elçilikler Türkiye’nin fakirliğini görmesin diye. Resmi bir karar yoktu, böyle bir kanun mevzubahis değildi. Tamamen keyfi olarak köylü halkın bu sokakta gezmesi yasaktı.

Böyle bir ortamda ezici bir çoğunlukla iktidara gelen ve halkın isteklerini göz ardı etmeyen Demokrat Parti, yaptığı yatırımlar, geliştirdiği iç ve dış politikalar ile 10 yıl iktidarda kalmıştı. Belki darbe olmasaydı 10 yıl daha iktidarda kalacaktı.

Ama neticede Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ikinci darbesi gerçekleşti. (İlk askeri darbe de CHP eski genel başkanı Mustafa Kemal tarafından birinci mecliste yapılmıştır.)

Mustafa Kemal’in başbakanlarından Celal Bayar da dâhil 27 Mayıs’ta bir grup cuntacı subay 10 yıldır iktidarda olan Demokrat Parti’yi iktidardan düşürdü ve yargıladı.

Ülkenin içinde “çıkarılan” karışıklıklar, 6-7 Eylül olaylarının sorumlulukları Demokrat Parti’ye kesilmişti fakat asıl neden “Ezan” ve “Kuran Kursları ve İmam Hatipler”di.

Darbenin bağıra çağıra geliyor oluşunun işaretlerini okuyamayan Menderes, naif bir şekilde, ordunun darbe yapma ihtimalini hiç düşünmedi. Hatta Üstad Necip Fazıl’ın uyarılarını dikkate almadı.

Mahkeme safahatı ayrı bahis, çeşitli işkencelere, dayağa ve kötü muameleye maruz kaldılar. “Düşükler” diye lakaplar takıldı. Bir anda vatan haini ilan edildiler.

27 Mayıs 1960 darbesi , TBMM’yle birlikte Büyük Doğu’nun da kapısına kilit vurmuştu. Birkaç ay sonra, Necip Fazıl 1.5 yıl zindana kapatılacaktı. Derken zindanda ‘Zeybeğin Ölümü’nü yazacaktı. 1964’te Büyük Doğu’nun 11. devresini açtı. Adnan Menderes’in hatırası için kaleme aldığı ve derginin birinci sayısında yayınladığı ‘Zeybeğin Ölümü’ şiirinden dolayı yine takibata uğradı, sorguya alındı. Takibata alınacağını bile bile yayınladı bu şiiri.

27 Mayıs mahkemelerinde Necib Fazıl da yargılandı

27 Mayıs mahkemelerinde Necib Fazıl da yargılandı. “Örtülü ödenek” davası sebebiyle. Savunmasında, hayatında hiçbir gizli kapaklı sır bırakmayan Necip Fazıl, savunmasını da gayet açık yaptı:

“Bütün aldıklarımı, mücadelesini ettiğim yolda harcadım. Ve sadece harcamakla kalmayıp, evimdeki eski koltuk ve halılara kadar da bu uğurda satmaya mecbur oldum. Zira Adnan Beyin “bir kere başla, sonu gelir” diye ettiği her yardım, Demokrat Parti iktidarının menfî kutbu tarafından engellenince, kendisine bir ev yaptırılmaya başlanıp, birinci katı çıkmadan yüzüstü bırakılan bîçare gibi, elimdekini avucumdakini sarf etmeğe, üstelik büyük bir borç altına girmeye mahkûm oldum. Yani örtülü ödenekten bana verilen paralar, şahsıma bir şey getirmek yerine, benim bütün imkânlarımı yedi, bitirdi ve neyim varsa götürdü. Böylece Adnan Menderes, örtülü ödeneğiyle beni kullanmış değil, asıl ben onu idealim uğrunda kullanmaya teşebbüs etmiş, fakat iradesiz ve sebatsız karakteri yüzünden muvaffak bulunmuş olamıyorum. Benim, bir dava uğrunda bir nevi vergi hakkiyle alabildiğim, reklam parasına bile yetmez, gülünç meblağlara karşılık, kendisinden milyonlar devşirip şimdi gözünü oymaya bakan, Büyük Doğu’yu örtülü ödenek beslemesi olmakla suçlayan ve hesap vermeğe davet edilmeyen bazı gazetelerin hali, masumluk ve ulviliğimizin ters tarafından mükemmel bir ifadesidir.” Bütün bunların teferruatı, “Benim Gözümde Menderes” kitabında mevcuttur. Dileyenler okuyabilir.

Bu darbe ezan ve Kuran kursları için yapıldı

27 Mayıs darbesi, Türkiye Cumhuriyetinin darbe tarihinin ilki gibi olmasa da en şiddetli darbelerinden biridir. Demokrat Parti’nin içindeki dindar bile olmayan pek çok vekil yıllarca hapis yattı. Hatta Ermeni bir milletvekili mahkeme sürecinde gördüğü işkence sebebiyle öldü. Tüm bunlar, yine tekrar edelim, Ezan ve Kuran Kursları meseleleri sebebiyle gerçekleşti.

Menderes’i Atatürkçü ve Laik darbecilerin elinden “Atatürk’ü Koruma Kanunu” çıkarması da kurtarmadı.

Kaynak: Baran Haber
Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Namaz Vakti 08 Ağustos 2022
İmsak 04:19
Güneş 06:00
Öğle 13:15
İkindi 17:07
Akşam 20:20
Yatsı 21:54
Günün Karikatürü Tümü