1943 tarihinde Büyük Doğu dergileriyle cemiyet meydanına atılan Necip Fazıl’ın 40 senelik mücadelesi, ideolojik muhtevasından dolayı siyasî ve iktidar hedeflidir. Onun siyasî partilere karşı tavrı da bu ideolojik gayeyle yakın alâkalıdır. Büyük Doğu mücadelesi uzun soluklu bir strateji ve taktik dilini ihtiva etmektedir. Aşağıda dönem dönem bu mücadeleyi misallendireceğiz.
Necip Fazıl, “baş eser”i İdeolocya Örgüsü’nde yönetim biçimi olarak sistemleştirdiği Başyücelik Devleti’ni gerçekleştirmek istediği için pek tabiî olarak siyasî bir mücadele içine girmiş ve bu hususta her türlü manivelayı denemiştir. Önce o, 29 Haziran 1949’da seçimlere iştiraki mümkün bir yapılanmada Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurmuş, ancak herhangi bir seçime giremeden iç sorunlarından dolayı 1951’de kendini tasfiye zorunda kalmıştır. Bu noktada Necip Fazıl’ın gerek kimseye güvenmemesi (1) gerekse “üstad” vasfından dolayı böyle bir teşkilatçılığa uygun olmamasında dolayı bu teşebbüsü akamete uğradığını söyleyebiliriz. Bu tecrübeden sonra Necip Fazıl’ın, mevcut sağ siyasî partilerle ilişki içine girdiği ve onlara davasını aşılama ve taşıtma amacı güttüğünü görmekteyiz. Nitekim kendisi de partileşme macerasını Büyük Doğu Cemiyeti eserinde anlatmaktadır.
Öte yandan Necip Fazıl 1965 senesinde siyasî parti amacı gütmeksizin Büyük Doğu Fikir Kulübü’nü kurmuştur. Ancak bu faaliyet, Anadolu’da şubeler açmasına rağmen uzun sürmemiş ve 1968 senesinde sonlanmıştır.
En başta şunu belirtelim ki Necip Fazıl’ın siyasî partilere bakışında Cumhuriyet Halk Partisi ayrı bir yerdedir. Bu parti için, “CHP, alışılmış manada parti değil, Türk milletinin topyekûn ruhuna ve maddesine musallat bir şekavet karargâhıdır.” (2) tesbitinde bulunur. Bundan dolayı Necip Fazıl’ın siyasî tercihlerinde, “Ebu Cehil ocağı” (3) diye de nitelediği CHP hiçbir zaman yer bulamaz. Sağ partileri ise CHP’ye karşı olma ve Büyük Doğu davasını taşıma noktasında siyasî konjonktüre göre destekler, daha doğru bir tabirle onlara Büyük Doğu aşısı yapmaya gayret eder.
Necip Fazıl’ın siyasetteki temel stratejisi, yukarıda da ifade edildiği üzere, bu milletin ruh kökü olan İslâm’ı kurutmakla vazifeli ve şer odağı olarak gördüğü CHP’ye karşı durmak ve bu çerçevede Büyük Doğu davasına uygun sağ partilere aşı yapmaktır. CHP’den ayrılanlarca kurulan Demokrat Parti ve Menderes’i 1950-1960 arası desteklemesi de bu manadadır. Demokrat Parti’yi her zaman destekleyen ve Menderes’le defaatle görüşen, ondan örtülü ödenekten para alarak günlük gazete çıkaran Necip Fazıl, bu partinin CHP zihniyetinden kurtulması ve parti içinde masonların etkinliğinin kırılması için uğraşmıştır. Bu minvalde 1960 Askerî Darbesi öncesi Menderes’e çok önemli tavsiyeleri olmuş, ancak Menderes bunları yapmaya cesaret edememiş ve göz göre göre gelen darbenin kurbanı olmuştur. Necip Fazıl’ın, Benim Gözümde Menderes kitabı hem siyasî hâtırat hem Necip Fazıl’ın siyasetteki hedefleri açısından önemli bir eserdir.
Üstad, 1971’de kurulan Milli Nizam Partisi ve peşinden gelen Milli Selamet Partisi’ne ümit bağlamış, ancak bilâhere hayal kırıklığına uğramıştır. 1971 senesinde MNP kurulunca İslâmî renginden dolayı bu partiyi ve peşinden onun devamı olarak kurulan MSP’yi desteklemiş, onlara ideologluk yapmış, seçim meydanlarında kürsüye çıkıp konuşmuş, parti yönetimine manevî babalık yapmıştır. Ancak bu partinin, CHP ile koalisyona girmesi, nefsanî hesaplarla Büyük Doğucu adaylara yer vermemesi gibi hususlardan dolayı “dava hamurkârı” olan Üstad onlara tavır almış, ikazları da sonuç vermeyince bu partiyle iplerini koparmıştır. Bu davanın fikirde telif hakkı Üstad’ın üzerinde olup davayı akamete uğrattığını söylediği bu partiye yönelik ağır eleştirileri de bu yüzden olmuş ve Üstad büyük inkisar yaşamıştır. Şunun altını çizelim ki Üstad bir dava adamıydı ve parti-dernek vb. teşkilâtları davasına göre desteklemek veya karşı olmak durumundaydı.
Üstad, MSP ve onun lideri Necmettin Erbakan’da aradığı liderlik ve siyasî duruşu bulamayınca Büyük Doğu davasının aşısını MHP’ye (Milliyetçi Hareket Partisi) yapmış ve 1977 seçimlerinde o partiyi desteklemiştir. Üstad’ın MHP ile ilişkisi şöyle olmuştur. 1977 seçimleri öncesi MHP’nin Üstad’la yakınlaşması söz konusu olmuş, MSP’den umduğunu bulamayan Necip Fazıl bu kesime ideolojik aşı yapmayı davasının aksiyonuna uygun bulmuştur. Necip Fazıl, kendi kaleme aldığı ve İslâmî mesajlar ağırlıkta olan bir beyannameyi bu partinin bastırıp bütün teşkilatlara dağıtmasından sonra onları desteklemiş, daha uygun bir tâbirle milliyetçi kesime Büyük Doğu davasını telkin etmeye başlamıştır.
Üstad, daha önce eleştirdiği AP (Adalet Partisi) ve Demirel’i bu amacına uygun ortam olunca desteklemekten de çekinmemiştir. Nitekim1978-1980 arası AP ile de ilişkisi olmuştur. Öte yandan 12 Eylül 1980 İhtilâli sonrası parti kurma çalışmalarında Üstad’ın Turgut Özal’la teması olduğu, bu partinin genel sekreteri Akgün Albayrak’a bazı tavsiyelerini yazdırdığını da ekleyelim.
Aksiyon adamı ve gözükara olan Necip Fazıl, davasını iktidara taşımak için Türkeş’e de çengel atmaya çalıştığını Türkeş’in hatıralarından okuyoruz. Söz konusu hatıratta “Necip Fazıl’ın İhtilâl Önerisi” başlığında anlatıldığına göre Üstad randevu alıp bir evde baş başa görüştüğü Türkeş’e (1965-1969 arası) şöyle bir teklifte bulunmuş: “Sizin, Silâhlı Kuvvetler’deki taraftarlarınız, gücünüz ve gençlik içindeki taraftarlarınızla, benim Büyük Doğu Derneği’ndeki gücümü bir araya getirirsek, bu memleketin idaresini ele alabiliriz.” (4) Türkeş, bu tekliften ürkmüş olacak ki Üstad’dan, başında bulunduğu CKMP’yi desteklemesini istemiş ve demokrasiden dem vurarak bu teklife yanaşmamıştır. Necip Fazıl ise teklifinde ısrar etmiş, ancak beklediğini bulamamıştır.
Üstad’ın siyasî parti tercihlerinde İslâm’ın faydasını gözettiği şuradan anlaşılabilir ki 1979 senesinde MSP’ye yakınlığıyla bilinen Akıncılar teşkilâtı içinden Büyük Doğu çizgisinde olarak zuhur eden Akıncı Güç kadrosunu, onların geldiği partiye bakmaksızın Üstad Necip Fazıl bağrına basmış, onlar hakkında Müjdelerin Müjdesi ve Işık yazılarını kaleme almıştır. Salih Mirzabeyoğlu’nun idaresinde çıkan Akıncı Güç dergisine gönderdiği Işık yazısında “Ümidim şimdilik hangi çevreden olursa olsun, işte bu gençlerin belirttiği mayadadır.”(5) demiştir.
Burada şu hususu belirtelim ki Necip Fazıl gibi bir mütefekkir ve bir dünya görüşü kurucusunun filan yahut falan partili olması düşünülemez. Zira bütün İslâm âlemini kapsayan ve “Doğunun doğuşu” mânasına gelen Büyük Doğu İdeolocyasının bir parti programına sığması mümkün değildir. Yani Necip Fazıl ne MSP ne MHP ne AP’lidir. Bu partileri konjonktüre göre desteklese bile Necip Fazıl MSP, MHP ve AP’li değil, Büyük Doğucudur.
Necip Fazıl’ın farklı siyasî partileri destekleyip desteklememesi ise siyasî pozisyonlarla ve Üstad’ın o partilerde bulduğu ümit ve inkisarla alâkalıdır. Şunu da ilave edelim ki yorulmaz bir hareket adamı olan Necip Fazıl, davasının rengini vermek için siyasî partilerle hep dirsek temasında olmuş, âdeta her kapıyı zorlamıştır. Yani pasif ve dışarıdan seyredici bir tavrı olmamıştır.
Bir benzetmeyle Necip Fazıl’ın siyasî tercihlerini şöyle de ifade edebiliriz. Necip Fazıl, pergelin sabit ayağı olarak CHP’ye muhalif olurken diğer hareketli ayağıyla sağ partilere yaklaşmış, onlarla münasebetleri olmuştur. Onun siyasî tercihlerini beğenir yahut beğenmeyiz ayrı mesele, ancak onun amacının bu olduğunu bilmeliyiz.
Burada duygusal tepkilere de cevap niteliğinde bir hususu belirtelim ki Necip Fazıl’ın 1980 öncesi Erbakan Hoca ve partisinin siyasetine karşı olması ile Üstad’ın hayatta olmadığı 28 Şubat döneminde Büyük Doğucuların bu partiyi desteklemesi birbiriyle çelişen şeyler değildir. Yani iki dönemde de aynı parti ve aynı lideri olsa da Üstad’ın asıl karşı olduğu bu partinin 1974-1980 dönemindeki İslâm siyaset ve stratejisinden uzak tavırlarıdır. Diğer yandan 12 Eylül Askerî Darbe döneminde yargılanan Erbakan ve arkadaşları için Necip Fazıl’ın, “Biz, Erbakan için de 'oh, iyi oldu!' diyemeyiz; Allah onları da kurtarsın. Küfrün onlara muamelesine razı olamayız!” (6) dediğini de nakledelim.
Her kişiyi davası ve manasına göre değerlendirmek gerekir. Karşımızda sıradan bir insan değil de Necip Fazıl gibi deha varsa daha dikkatli olmalı, basit ve hissî hesaplara göre yorumda bulunmamalıyız. Nitekim Necip Fazıl hasis hesaplarla parti destekleyecek biri olmadığı gibi onun tercihlerini de “fikir, sanat ve aksiyon” adamı özelliklerine göre değerlendirmeliyiz. O, “davayı temsil kadrosunu kurmak için bıkıp usanmadan kapı kapı dolaşan adamdaki değişmez anlayış ve soylu mizacı”(7) temsil etmiş olup çalınan her kapının mensubu değildir. Kısaca, fikir ve fikir adamını, parti ve parti liderine göre değerlendiremeyiz.
Büyük Doğu dergisinde bir okuyucunun MSP ve MHP hakkındaki sorusuna Üstad’ın kaleminden, “Büyük Doğu’nun tüm hakikatiyle İslâm’dan başka bir gaye tanımadığı ve bu gayeye yaklaştıkları nisbette partiler ve insanlara yaklaşacağı ve uzaklaşacakları nisbette de uzaklaşacağı”(8) şeklinde cevap verildiğini de nakledelim.
Bugünden bakarak şunu söylemek mümkündür. Erbakan’ın yolundan giden Saadet Partisi’nin CHP ile ittifakı ve 6’lı masa sebebiyle onların düştüğü zelil durumdan (CHP lideri için “mücahid Kılıçdaroğlu” sloganı atmaları vs.) ve MHP ile Cumhur İttifakı yapan Ak Parti’nin iktidarı sola kaptırmama siyasetinden, Üstad’ın o zamanlar çizmeye çalıştığı stratejisinin bir kıymeti, bir neticesi olarak bahsedilebilir. Tabii ki ilki uyulmayan, ikincisi ise uyulan nasihatler olarak.
Netice olarak, 1950’lerde Menderes’ten itibaren sağ siyasî partilerle yakın teması olan mütefekkir Necip Fazıl, davasını taşıtmak için birer vasıta olarak gördüğü partiler üzerinde zaman zaman farklı tercihlerde bulunmuştur. Ancak Necip Fazıl’ı bir parti ile anamayız, çünkü o, Büyük Doğu ekolünün kurucusu olarak herhangi bir partiye sığmayacak bir niteliktedir.
Dipnotlar:
1) Necip Fazıl Kısakürek, Hesaplaşma, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2014, s. 24.
2) Necip Fazıl Kısakürek, Rapor 3/4, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2009, s. 97.
3) Necip Fazıl, Rapor ¾, s.121.
4) Hulûsi Turgut, Şahinlerin Dansı, ABC Yayınları, İstanbul, 1995, s. 405.,
5) Necip Fazıl, Rapor 5/6, 2015, s. 129; Akıncı Güç Dergisi, 15.07.1979, sayı 3, s.1; Salih Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, İbda Yayınları, İstanbul, 2017, s. 22.
6) Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, cilt 2, İbda Yayınları, İstanbul, s. 371.
7) Mirzabeyoğlu, İdeolocya ve İhtilâl, s. 134.
8) Necip Fazıl Kısakürek, Sizinle Başbaşa, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 2024, s. 511.
Aylık Baran Dergisi 50. Sayı Nisan 2026