Yılanlı kuyudan tahliye

22 Temmuz 2014 – Salih Mirzabeyoğlu cezaevinden tahliye edildi.

Yakın Tarih 22.07.2021, 11:57 26.07.2021, 11:34
Yılanlı kuyudan tahliye

22 Temmuz 2014 – Salih Mirzabeyoğlu cezaevinden tahliye edildi

15 yaşında Üstad Necip Fazıl Kısakürek ile tanışan, Akıncılar’ın fikir babası ve dünya görüşü mimarı, İbda fikriyatının kurucusu, sanat ve aksiyon adamı Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında gözaltına alındı ve daha sonra serbest kaldı. Ardından 1991'de Amerika'nın Irak'a saldırmasıyla oluşan dönemin siyasi baskıları sonucunda yine tutuklandı ve serbest kaldı.

28 Şubat sürecinde İBDA-C örgütünün lideri olduğu iddiasıyla yeniden gözaltına alınan ve yargılanan Mirzabeyoğlu’na 2 Nisan 2001’de ise İstanbul 6 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), dünya hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen idam cezasını verdi. Davada verilen idam kararı Yargıtay tarafından 18 Nisan 2002 tarihinde tasdik edildi. Daha sonra idam cezası müebbet hapse çevrildi. Mirzabeyoğlu cezaevinde 16 sene boyunca Telegram işkencesine maruz bırakıldı.

Tarihi savunmasıyla Batıcı Kemalist rejimin maskesini düşürdü

Tüm hukuksuzluklara ve işkencelere mukabil vakur ve dik duruşundan asla taviz vermeyen Kumandan Salih Mirzabeyoğlu, 21 Şubat 2000 ve 17 Nisan 2000 tarihlerinde 6. DGM’de yapılan celselerde tarihî bir savunma yaparak, Batıcı Kemalist rejimin maskesini düşürdü ve hukuksuzlukları gözler önüne serdi. 2 Nisan 2001’de 6. DGM Salih Mirzabeyoğlu’na idam cezası verdi. Mirzabeyoğlu mahkeme çıkışında bu süreci iki kelime ile özetledi: “Tiyatro bitti!”

Mirzabeyoğlu’nun maruz kaldığı hukuksuzluklar

Mirzabeyoğlu ağır işkencelere rağmen iki duruşmada verdiği 30 küsur sayfalık, Sokrat misali tarihî savunmasında, sistem eleştirisi ve alternatif sistem teklifini çarpıcı örneklerle sundu.

Davanın hukuk garabeti olması yanında Mirzabeyoğlu’nun insanî, fikrî ve ahlakî yönü bu duruşmalarda düşmanlarını bile kendisine hayran bıraktı. Devlet gücünü, yürütme ve yargı erkini eline geçirmiş bir canavarın ne olursa olsun kuzuyu yeme teşebbüsü ve kuzu olmayı kabul etmeyen İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nun devleşen direnişi ve davası, herkes için ders alınacak ve yaşadığımız çağa ayna tutacak hüviyettedir.

Dokuz klasörden oluşan dava dosyasında; polis ve savcı ifadeleri, mahkeme sorgu ve kararlarında hukukun somut, objektif ve genel ilkelerine hiç riayet edilmediği, bilakis Salih Mirzabeyoğlu’nun işkenceler altında yaptığı savunmasında derin bir hukuk, ahlâk ve siyaset ilişkisi kurduğunu ve nefsini düşünmekten öte içtimai bir dert taşıdığını görmekteyiz. Şu söz ona ait: “Devlet hukuk demektir; hukukun olmadığı yerde devlet değil çete vardır.”

Hukukun olmadığı yerde sadece iki tarafı ilgilendiren bir mesele olmadığını, hukuka güven duygusunun zedelenmesinin insanî, ahlakî ve içtimaî yıkımlara ve bunun da rejim bunalımına yol açacağını, bütün suçların olduğu gibi iktisadî suçların da artacağını, vicdanımızı infilak ettirircesine bizlere gösterdi Mirzabeyoğlu.

Ağır işkencelere maruz kaldı

Salih Mirzabeyoğlu davası, dünya hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen, Türkiye’de yargının adaleti değil de elitlerin ve çetelerin menfaatlerini temin için bir sopa olarak kullanıldığını gösteren dava olarak tarihteki yerini aldı. Hiçbir suça karışmamasına mukabil “İBDA-C terör örgütü lideri” olarak yargılanan Salih Mirzabeyoğlu, “tiyatro” olarak nitelendirdiği bu yargı sürecini protesto edip duruşmalara katılmayı reddettiği için ağır işkencelere maruz kalmış, üstelik işkence görmüş hâli, tüm Müslümanlara, “sizin de sonunuz böyle olur” dercesine televizyonlarda, gazetelerde servis edilerek cemiyetin gözüne sokulmuştu. İşkence görmüş hâliyle duruşmaya çıkarılan Mirzabeyoğlu’na, duruşmanın hâkimi “Bu vaziyetin ne, bunu kim yaptı?” demeye dahi tenezzül etmedi. Bu, Mirzabeyoğlu’nun tutuklanmasından yargılanmasına ve ceza almasından tahliyesine kadar geçen sürede maruz kaldığı hukuksuzluklardan, işkencelerden sadece biriydi…

Sükût Suikastına Maruz Bırakıldı

Salih Mirzabeyoğlu, işkence görmüş fotoğraflarının medyada boy boy yayınlanmasının ardından bir sükût suikastına maruz bırakıldı. Müslümanlar Kumandan Mirzabeyoğlu’nun adını anmaktan korkar vaziyete getirildi. 2010’lu yıllara girilirken Salih Mirzabeyoğlu ismi yeniden ülke gündemine girmeye başladı. Müslümanlar üzerindeki ölü toprağı atılırken, Mirzabeyoğlu isminin yeniden gündeme gelmesi esasında onun fikrinin de Müslümanlar için uyanış vesilesi olduğunun bir nişanesi olarak ortaya çıktı. İbda cephelerinin eylemleri, basında Mirzabeyoğlu’nun maruz kaldığı hukuksuzluklara dair yazıların neşredilmeye başlanması, hukuksuzluğun siyasîlerin gündemine taşınmasıyla beraber Mirzabeyoğlu’nun cezaevinden çıkması gerektiği yönünde toplumsal mutabakat oluştu.

Mirzabeyoğlu Tahliye edildi

Toplumsal mutabakatın oluşmasının ardından İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 2014 yılında Salih Mirzabeyoğlu’nun yeniden yargılanmasına ilişkin talebi kabul etti ve “Mirzabeyoğlu'nun tutuklulukta ve infazda geçirdiği süre ile kaldığı bu sürenin uzun olması ve telafisi güç mağduriyetlere yol açma ihtimalini” dikkate alarak, geç gelmiş bir şekilde tahliyesini kararlaştırdı. Kumandan Mirzabeyoğlu 22 Temmuz 2014 tarihinde İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla Bolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye oldu.

“Bana zehir yedirdiler ben onu bala çevirdim”

Tahliye olduktan sonra tahliye kararını değerlendiren Kumandan Salih Mirzabeyoğlu, “Tahliyeyi bekliyordum veya beklemiyordum gibi şey değil, kesinlikle değilim. Tabii her ikisi de geçerli. Olmasaydı bir sükutu hayal olacak değil ama olması da iyi oldu. Allah hakkımızda hayırlısını versin demişimdir her zaman. Hakkımızda hayırlı olanı Allah bilir, tabii biz çıktığımız için gayet memnunuz ama geride arkadaşlarımızı bıraktık. Şimdi biz çıktık diye sadece kendimiz çıkmanın rahatlığı içinde olamayız.” diyerek vakur duruşunu ortaya koydu.

Cezaevinden çıkar çıkmaz, kendisiyle röportaj yapmaya gelen gazetecilere fikir ziyafeti veren büyük mütefekkir, bundan sonraki süreçte neler yapacaksınız sorusuna da “Ben hayatımın bir kayıp devresi olarak görmüyorum 15 seneyi. Benim hayatımın kaybolmuş bir devresi olarak görmüyorum. Bana zehir yedirdiler ben onu bala çevirdim. Bundan dolayı yaşamayı fikir, fikri yaşamak diye bilen bir insan olarak bu devreyi de bu şekilde verimli geçirdim. Bu yönden kayıp olarak görmüyorum. Bizi uçurumdan attılar biz yere sağlam indik. Paraşütü icat etmiş olarak indik.” diye konuştu.

Sabah kalkar kalkmaz kaldığı yerden çalışmalara başlayacağını ifade eden Mirzabeyoğlu, “Hayatımın hiç değişmeyen bir rutini vardır. Aynı şekilde devam edeceğim.” dedi.

Cezaevinde kaldığı sürede 17-18 tane kitap yazdığını belirten Mirzabeyoğlu, tahliyenin ardından geldiği Sapanca'dan sloganlar eşliğinde İstanbul’a uğurlandı.

Büyük Doğu aksiyon ruhunu gençliğe aşıladı

Batıcı Kemalist rejime karşı Müslümanların nasıl duracağını, nasıl tavır alacağını ve şuurlanacağını Büyük Doğu ideolocyasıyla gösteren Necip Fazıl’ın bu sistemini hem teoride geliştirip hem pratize eden, fikir-eylem planında sistemli biçimde bir mücadele başlatan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun sayha sayha yayılan sesi, Anadolu’da Müslümanların dirilişine vesile olmuştur. 28 Şubat sürecinde Müslümanların ayaklanışının, eziklikten arındırılışının, yenilenişinin Salih Mirzabeyoğlu’nun eylemleri ve faaliyetleriyle doğrudan alakası olduğunu belirtelim. “İslam’da kavga yoktur, slogan yoktur, ideoloji yoktur.” diyen sünepe beyinlere İslamcı mücadelenin nasıl yürütüleceğini, Üstad Necip Fazıl’ın Büyük Doğu ideolojisine göre fikir-eylem misyonu içerisinde göstermiş, Büyük Doğu aksiyon ruhunu gençliğe aşılamıştır.

Yorumlar (0)
12
açık
Namaz Vakti 27 Ekim 2021
İmsak 05:57
Güneş 07:22
Öğle 12:53
İkindi 15:46
Akşam 18:14
Yatsı 19:34
Günün Karikatürü Tümü