Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun Ölüm Odası Adlı Eserinde 103 Tevafukları

Bildiriyi yayınlayanlar tüm bunlara dikkat ederek 103 sayısını seçmiş de olabilirler, bu başlı başına bir tevafuk da olabilir. Her iki şekilde de olsa ön plana çıkan 103 sayısı ile alâkalı ebced tevafuklarını, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun “Ölüm Odası” adlı eserinden iktibasla, sizler için derledik.

Anadolu 04.04.2021, 17:08 05.04.2021, 18:45
Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun Ölüm Odası Adlı Eserinde 103 Tevafukları

Askerlik şerefinden yana nasipsiz 103 emekli amiral eskisi, son dönemde gündeme gelen "tekkedeki amiral", "Montrö'nün tartışmaya açılması" ve Atatürk ilke ve devrimleri konusunda bir bildiri yayınladı.

Bu bildirinin yayınlandığı tarih ve altındaki imza sayısı ise ilginç bir kasıt yahut tevafuku ortaya çıkarttı. Bildirinin yayınlandığı gün ve altında olduğu ilân edilen 103 imza; 28 Şubat Davasında yargılanan sayısının 103 kişi olması, 15 Temmuz sonrası gözaltına alınan general/amiral sayısının 103 olması ve 15 Temmuz’a 103 gün varken yayınlanması hasebiyle gündem oldu.

Sonrasında liste gözden geçirildiğinde sıralamada hata olduğu ve 103 değil aslında 104 imza olduğunu ortaya çıkmışsa da, gündeme bu şekilde yansıması ve tevafukları dolayısıyla burada yanlışı yapana değil, yaptırana bakmak gerekir. Yâni bildiriyi yayınlayanlar tüm bunlara dikkat ederek 103 sayısını ilân seçmiş de olabilirler, bu başlı başına bir tevafuk da olabilir. Her iki şekilde de olsa ön plana çıkan 103 sayısı ile alâkalı ebced tevafuklarını, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eserinden iktibasla, sizler için derledik.

103 Sayısının Ölüm Odası B-Yedi'deki Tevafukları
 

BUMEHEN-Deprem. Zelzele. “1999’daki büyük deprem hatırda”: 103: SELHA-Kıyamet günü.

*

Logos: 1102= 103.
İsa: Bir şeyin işlemesini deruhte ettirmek. Vasiyet, sipariş. Nasbetme: 103. Beka: Devamlılık. Daim ve sabit olma: 103.

*

Eyheman: Ateş ve sel. (Sırr: Şiddetli ateş ve soğuk... Seyl: Sel: 103: Bumehen-Deprem.

*

Boşnak dilinde, Broj-Sayı: 215: Urco-Süryanice, “Karşılama”. İstikbâl etmek; İslâmı: 103: MAHMİYE- Bir şeyi koruma, muhafaza etme. Muhafazalı büyük şehir.

*

MABEYN-Ara. İki şeyin arası. Fevkinde kimse olmayan PADİŞÂH yakınlarının bulunduğu yer: 103: BEKA-Devamlılık. Bâki olmak. EBEDÎLİK... AL-İ Aba: 103: İCL-Sığır yavrusu. “NAKA-İ Salih”... HİLÂFET, mânâ aslında, Allah’ın bir VEHBÎ ikramı, mucizesi eseridir. RAHMETİ cümlesindendir.

*

103: İSA-Bir şeyin işlemesini deruhte ettirmek. Vasiyet, sipariş. Nasb etmek. (Kitab sahibi bir Peygamber’in Kitab sahibi bir Peygamber’e tâbî olarak, onun Şeriatiyle amel etmek üzere yeryüzüne inecek İsâ Peygamber... HACE Ubeydullah Ahrar Hazretleri: Hacegan Silsilesi’nin 18. büyüğü. Kendisi anlatıyor —“Çocukluğumda rüyâda gördüm ki, Şeyh Ebubekir Şâşî Hazretleri’nin mezarının yanındayım... Ve mezarın eşiğinde İSA Peygamber... Hemen ayaklarına düştüm. Elleriyle başımı kaldırıp buyurdular: Seni ben yetiştireceğim... Rüyâyı anlattığım insanlar onu TIB ilmiyle tefsir ettiler. Yâni bana tıb ilminden nasib olacağını söylediler. Ben bu tâbire razı değildim. Benim tâbirim şuydu: İSA Peygamber ölüleri diriltmekle mümtaz bir Peygamber... Evliyadan İHYA sıfatına mazhar büyüklere de İSEVÎMEŞREB denilirdi. Mademki İSA Peygamber bu fakirin terbiyesini üzerlerine aldılar, demek bana ölü kalbleri ihya sıfatı verilecek... Nitekim kısa bir zaman sonra Allah bana öyle bir hâlet ve kuvvet bahşetti ki, bende o mânâ kemâliyle zuhura geldi. Vasıtamızla nice ölü kalbler gaflet karanlığından şuhud ve huzur ışığına çıktılar!)...

*

Adl-Allah’ın “bizzat adalet” mânâsında ismi: 103: BE-KEF-“Avuçta olan, avuca dair. Alınyazısı”... Cisim: 103: ASR Sûresi’nin Kur’ân’daki sayı yeri... ASR kelimesinin, Arabça “Asere-Ya’siru” fiilinin kökünden geldiği; bu cihetle “sıkma” mânâsıyla ele alınabileceği... Hadîs: “Belâ önce Nebilere, sonra velilere, sonra onları izleyenlere havale edilmiştir!”... Cehd, riyazet, belâ; hep “sıkmaya” dair ve tekâmül hissesi adamına göre... ADALET, “ruhî muvaze”nin her durumda temini cehdiyle kulun ve onun cehdinin Allah’ın Fiilleri’nin gölgesi olmak bakımından O’nun yardımıyla mümkün; Gölge nasıl olursa olsun asla bağlılık ifâde etmesi yönünden, asıl için toplandığı ânda bir değişiklik ifâde etmez. Allah, kulun hâli neyse, hep ona adil, hakkını veren ADİL’dir... “Geçti gazabımı rahmetim” sırrı, kuşatıcı olarak hep bâki... Varlıkta yaratılış olarak herşey “kendi olarak birşey”dir; onun meydana çıkması için, Allah’ın “Kün-Ol” emri bâki; emir Allah’tan, oluş kendinden... Bu çerçevede, yokluktan varlığa çıkışta onun birşey yapılması sözkonusu değildir ve yapılmasında birşey tesir etmiş değildir; bir şeye mahiyeti verilmez hakikatinin kasdı budur... HALK Âlemi diye, Berzah âlemine girmeyen işler kasdı... GÖLGE asılla varolandır; Halk Âlemi’ne giren işler ve fiiller, bu âlemin aslıdırlar ve Allah’ın fiillerinin gölgesi... YARATMAYA dair işlerde, kulun dahli yok; yalnız Allah’a mahsusdur... İCAD neviinden işler de, ister müessirin eseri, ister eserin esere müessirliği şeklinde olsun, hem Allah’ın hem Kul’un faaliyetine girer; neticede, kulun fiilinin GÖLGE niteliği bakımından herşey Allah’tan... Bir şeyin yokluktan varlığa çıkışında, “işittiği- hissettiği”ne itaat, bu yönden ondan bir şeyler aldığına delâlet eder; hani, “bu tabiatına uygun” veya “tabiatına uygun değil” deriz... İşitilenleri-hissedilebilenleri alabilme istidadı, asılda bu istikametten bir ünsiyetle doğmuştur; KÜLLÎ Cisim, Tabiatla, şekil veren ama kendi şekil olmayan HEBA’dan doğmuştur... ESİR maddesi, bütün varlığı dolduran olmakla, tesir ve nakil vasıtasıdır da... Bir cismin, cisim olarak tesiri, ya tabiatı iktizasıdır, yahud dışardan bir tesirledir... Maddî dünyada, her cismin kendine mahsus bir elektriği vardır; elektrik “yüklü” bir cisim, çevresinde bulunan elektrik yüklü cisimler üzerine ve bu yüklerin cinslerine göre itme veya çekme şeklinde bir tesir-kuvvet uygular. Bu kuvvet tesirinin bulunduğu mekân bölgesine “elektrik alan” denir. Mıknatısvarî çekim ve itme alanı ise, “manyetik alan” diye nitelenen... Elektrik akımının geçtiği yerde, ona mahsus bir “manyetik alan” da oluşur ki, “elektromanyetik alan” tâbir edilir... Elektromanyetik dalgaların yayılma hızı, maddenin 300 bin kilometre hızda ışık enerjisine dönüşümü hızındandır; ışık enerjisiyle aynı... Işık, insan gözünün algılayabildiği “elektromanyetik dalga” niteliğindedir: “Radyoaktif çekirdeklerin yaydığı öldürücü gama ışınları, röntgen tüpleriyle üretilen X ışınları, ultroviyole ışınları, cisimlerden yayılan kızılötesi ısı ışınları, mikro dalgalar, radar dalgaları, televizyon dalgaları, radyo dalgaları da elektromanyetik dalgalardır!”

Yorumlar (0)
10
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 15 Nisan 2021
İmsak 04:47
Güneş 06:18
Öğle 13:09
İkindi 16:52
Akşam 19:50
Yatsı 21:16
Günün Karikatürü Tümü