Türk Kimdir?

Türk, töreye uyan demektir. Bu manasıyla bu birliği mutabık olduğumuz İslam ruhu ile ele alıyor ve töreyi de Ona bağlılık olarak ele alıyorsak, bu töreye uyan herkese Türk demekte hiçbir yanlış yoktur. Tarih Türk'ü, Müslüman olarak yazmıştır. Türk'ün bu coğrafyadaki konumu ve fıtri rolü, sadece ırki bir aidiyetle değil, nizam kurma, devleti derleyip toparlama ve adaleti teşkilatlandırma iradesiyle şekillenmiştir. O, medeniyetin kurucu gövdesidir; kargaşayı düzene sokan, kural koyan ve geniş kitleleri bir idare şemsiyesi altında birleştiren o idari refleksin taşıyıcısıdır. Ancak bu teşkilatçı ve kurucu cevher, eğer seküler bir kibre veya kaskatı bir mekanikliğe dönüşürse özünü kaybeder. Türk'ün töresi, hakikatte İslam'ın adalet ve ahlak ölçüleriyle bütünleştiği, Hakka ve hakikate sadakatle boyun eğdiği an hakiki kıymetini bulur. Dolayısıyla Türk olmak, bu külli ruha ve iman misakına uymak, o kurucu nizamın adalet terazisinde omuz vermektir.

Kürt Kimdir?

Kürt, bu coğrafyanın en sarp dağlarında, uçlarında ve köklerinde inancın, sadakatin, kelamdaki derinliğin ve irfani sezginin o sarsılmaz muhafızıdır. Türk'ün nizam kuran gövdesine karşılık Kürt, o nizamın ruhunu besleyen, hayatın metafizik anlamını koruyan ve derinlik kazandıran mana hazinesidir. O, tarihin akışında sesin, şiirin ve sadakatin süzgecinden geçerek varlığını korumuş fıtri bir ruhtur. Ancak bu derinlik, bazen dağınıklığa, uzun vadeli bir kurumsal nizam kuramamaya veya günlük hayatın pratiklerinde savrulmaya meyilli bir mizaç zaafı (miskinlik) barındırabilir. İşte Kürt'ün insanı, bu mana derinliğini Türk'ün kurucu teşkilatçılığı ve nizam iradesiyle buluşturduğu an kemâle erer. O da ırki kabukların ve egoist aidiyetlerin ötesinde, Mutlak Fikir olan İslam'ın o kuşatıcı idare ruhuna imanla bağlanmış, bu medeniyetin aslî ve onurlu birer parçasıdır.

Birlik Nasıl Kurulur?

Türk ve Kürt birliği, ne ırki imtiyazlar masasında ne de seküler ve çıkarcı pazarlıklarda kurulabilir; bu birlik ancak Mutlak Fikir olan İslam'ın o külli ruhu ve adalet misakı etrafında tesis edilebilir. İlk insanın peygamberliğinden son peygambere kadar uzanan o nebevî zincir ve iman akdi, bu coğrafyanın yegâne ortak paydasıdır. Taraflardan biri diğerini yok sayarak veya inkâr ederek var olamaz; çünkü her biri diğerinin eksikliğini örten fıtri birer tamamlayıcı parçadır. Türk kendi teşkilatçı nizamının katılaşma riskini Kürt'ün mana derinliğiyle, Kürt de dağınıklık riskini Türk'ün kurucu gövdesiyle dengelemek zorundadır. Nispet noktasını Mutlak Fikir'den almayan, ırki enaniyetlerle bu birliği parçalamaya çalışan her anlayış bozgunculuktur. Bedenlerin ayrı, dillerin ve mizaçların farklı olması bir ayrılık sebebi değil, ruhtaki birliğin zenginliğidir; ve bu hakikat ancak kibrin ayaklar altına alınıp acziyetin teslim edildiği adil bir ibda hamlesiyle yeniden kurulabilir.

Fikir Kürd'ün, organizasyon da Türk'ün cevheridir. Ayrılıkta zulüm, birlikte hayır var.